GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN GURUR
ÇOMÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla dünya tarihinin akışını değiştiren bu büyük mücadelenin nasıl başladığını çarpıcı detaylarla aktardı.
Doç. Dr. Barış Borlat, savaşın başlangıcının sadece 1914 veya 1915 yıllarına sıkıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Borlat, Osmanlı İmparatoru’nun o dönemdeki stratejik hamlelerini ve müttefik devletlerin Boğazlar üzerindeki emellerini haritalar eşliğinde analiz etti.Borlat yaptığı değerlendirmede; “ 2 Ağustos 1914 tarihinde Osmanlı devleti seferberlik ilan ettiği andan itibaren aslında bir savaşın eşiğine gelecekti. Ancak olay tamamen Ekim ayında Ekim 1914 tarihinde Osmanlı Devleti'nin Rus limanlarını bombalaması sonrasında yaşanacaktı. Nitekim buna misilleme olması amacıyla İngiltere, Fransa başta olmak üzere Çanakkale Boğazı'nın geçilmesi amacıyla aslında ilk defa Çanakkale boğaz girişini bombalamış olduklarını göreceğiz ki bu Çanakkale bölgesindeki bir harbin başlamasının da hazırlığı olacaktı. Öncelikle başta İngiltere, Fransa Çanakkale Boğazına geçmeye çalışacak ve böylece aslında yeni bir harp başlayacaktı. Karşı karşıya kaldığımız devletler her ikisi başta olmak üzere aslında iki blok halindeki bir savaş içerisinde yer alacağız. Ancak Çanakkale boğazındaki ana hedef şu olacaktı. Çanakkale boğazı geçilecek, İstanbul yani Osmanlı Devleti'nin başkentine ulaşmak suretiyle Osmanlı Devleti'ni Dünya Savaşı'nın dışında bırakmayı hedefliyorlardı. Böylece aslında savaşın süresi kısalacak. Başkentin ele geçirilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti yeni bir durumla karşı karşıya kalacaktı. Bu amaçla başlayan harp aslında sanıldığı gibi de ilerlememişti. Nitekim durum daha uzayacaktı. Yani öncelikle deniz harbinin başlaması, ardındansa Karaşları dediğimiz süreçle birlikte aslında Çanakkale savaşları kendi içerisinde iki aşamalı bir durumu da zorunlu kılacaktı. Öncelikle 18 Mart 25 Nisan tarihine kadar geçen zaman içerisinde yapılan hazırlıklar ve hemen arkasından 25 Nisan tarihine başlayan Kara harbi ile birlikte Çanakkale bölgesi, Çanakkale Boğazı yaklaşık bir yılı bulan bir savaşlar bütünlüğü yaşamış olduğunu göreceğiz. Ancak Osmanlı Devleti'nin Çanakkale Boğazı gibi dar bir su yolunda almış olduğu güvenlik önlemleri, boğazın çevresinde bulunan kale, tabya, batarya, mayınlar ve savunma hatları düşünüldüğünde aslında burasının aşılamaz olduğunu da biz erken tarihlerde göstermiştik. Olur da Çanakkale boğazına geçilirse ne yapacağız?" yani devletin aslında bir B planı vardı. O da Çanakkale Boğazı'nın geçilmesi durumunda başkentin Eskişehir'e taşınması hazırlığı vardı. Yani Devlet aslında her adımı, her savunma önlemini de Çanakkale için hazırlamıştı diyebiliriz. Ancak buna ihtiyaç olmaksızın aslında biz Çanakkale harbinin erken bir zafere dönüşmüş olduğunu da söyleyebiliriz ki şu anda içerisinde bulunmuş olduğumuz yerde yani Çanakkale Boğazı'nın merkez savunma hattının bulunduğu yerde Çimenlik Kalesi'nin avlusundayız. Şu anda ki nitekim burası 18 Mart günü yoğun bombardıman alan yerlerden bir tanesiydi ki 18 Mart'ta Çimenlik Kalesi ve çevresinde arkasındaki bombardımandan kaynaklı başlayan bir yangın süreci göreceğiz ki şehir aslında o gün sadece savaşla değil aynı zamanda bir anlamda yangınla karşı karşıya ve yangınla da mücadele etmiş olduğunu göreceğiz. Neredeyse 150'den fazla ev Çanakkale merkezde yanmış, bunlardan bir kısmı için de hatta bir itfaiye bölüğü tesisi ile birlikte aslında biz yangını söndürmeye çalışacaklardı ki bu esnada emniyet teşkilatı sürece dahil olmuş hatta Naci Bey de yangını söndürmesinden Kaynaklı Emniyet Teşkilatında bir madalyayla taltif edilmişti. Savaş zaferdi ancak bir yanda yarımada bulunduğumuz alanlarda da izlerini barındıran bir durumu da zorunlu kılacaktı” dedi.
