"Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 100'üncüsü, on binlerce vatandaşın katılımıyla adeta bir demokrasi şölenine dönüştü. Yağmura rağmen mitinge katılan vatandaşlar, tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanları lehine sloganlar atarak, iktidarı istifaya davet etti. Mitingde Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. Mektubun ardından miting CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmasıyla devam etti. Konuşmasında tutuklu belediye başkanlarından Ortadoğu'daki gelişmelere kadar birçok konuya değinen Özel, 100. mitinge dair açıklamalarda bulundu. Özel, şunları söyledi: " 100'üncü mitingi nerede yapacağız?' dedik ve dedik ki 'Neresi olsa olmaz. Olursa direnmenin, ayakta kalmanın, teslim olmamanın, geçilmeyen şehir olan Çanakkale'nin bağrına gideceğiz. Orada olacağız.' Bundan sonrasını soruyorlar, 'Bundan sonra ne yapacaksınız?' diyorlar. Onlara cevabı Çanakkale'den veriyorum. 'Yaşamaz, ölümü göze almayan. Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan gözyaşı boşana boşana gider. Kazanmak istersen sen zaferi, gürleyen sesinle doldur gökleri. Zafer dedikleri kahraman peri. Susandan kaçar, coşana gider. Bu yolda herkes bir ey delikanlı. Diriler şerefli, ölüler şanlı. Yurt için dövüşen başı dumanlı. Her zaman bu şandan, o şana gider.' Çanakkale, 100'üncü kez buradayız. Bundan sonra da hep beraber, daha kalabalık, omuz omuza yollardayız. Meydanlardayız, ayaktayız, mücadeledeyiz"
BU MEYDAN TÜRKİYE İTTİFAKI'DIR"
10 gün önce Çanakkale Zaferi'nin 111'inci yılını hep birlikte kutladık. O gün şehit ailelerimizle, gazilerimizle birlikteydik. Çanakkale, bu milletin tarihine vurulmuş istiklal mührüdür. Çanakkale, sadece bir cepheyi değil, bir bütün olarak milletin ortak geleceğini savunma ülküsüdür. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi bu meydanlarda sandığı savunurken, darbeye direnirken, arkadaşlarına ve evlatlarına sahip çıkarken bir partiyi, bir cepheyi değil; bir bütün olarak demokrasiyi ve bu ülkenin yarınlarını savunmaktadır. Bu meydanlar bu yağmur altında, karda - kışta - doluda, eksi 4 derecede - artı 46 derecede eksilmeden çoğalıyorsa bu meydanlar bir partiyle dolmaz. Bu meydanlar inanmış milyonlarla dolar. Bu meydanlar demokratların birliği ile dolar. Bu meydanlarda sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar, sosyalist demokratlar, liberal demokratlar omuz omuzadır. Bu meydan Türkiye İttifakı'dır. Bu meydan gücünü milletten, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakı'dır. Geçtiğimiz perşembe günü bütün Türkiye milli takımla bir yürek olup onları hep beraber alkışlarken, İstiklal Marşı'nı hep bir ağızdan söylerken ya da Filenin Sultanları bayrağı göndere çektirip İstiklal Marşı'nı okuturken gırtlağı düğümlenenler, gözleri yaşlananlar, tek yürek olanlar Türkiye İttifakı'dır. Bu ittifakta herkese yer var. Bu meydanda herkese yer var. Bu mücadelede herkese yer var. Çünkü bu meydan, bu mücadele, bu direniş kendini savunan değil; hakkını savunan, hak yemeyen, hak yedirmeyen, ötekinin hakkını da savunan, ülkenin iyi yönetilmesini savunan, kötü yönetenin gitmesini ve milletin görev verdiğinin gelmesini savunan, demokrasiyi savunan, dolayısıyla ortak geleceği, zenginliği ve bunu hep beraber başarmayı savunan meydandır. Onun için hangi görüşten olursa olsun bu meydanları dolduran bütün demokratlara helal olsun. Türkiye İttifakı'nı seviyor musunuz? Bu ülkeyi seviyor musunuz? Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye.
"ENİNDE SONUNDA MİLLET KAZANIR"
İnanın ki bu inançta olanlar, burada olanlar, bu birlikteliğe inananlar kazanacak. Haklılar kazanır. Dürüstler kazanır. Korkmayanlar kazanır. Eninde sonunda millet kazanır. Bu meydan bir evladının ismini haykırıyor. Diyorlar ki, 'Biz milletiz. Kararı biz veririz. Kim yönetsin dersek mührü ona veririz. Ama seçtiğimizin de arkasında dimdik dururuz. Onu ne darbeciye ne de makamı ne olursa olsun demokrasinin karşısına dikilen kimseye teslim etmeyiz.' Onun için işte bu meydan 100'üncü kez adayına sahip çıkıyor, Ekrem İmamoğlu'na sahip çıkıyor. İşte bu meydanı görmek lazım. Çanakkale'yi görmek, Çanakkale'yi duymak lazım. Bu ülkenin hiçbir evladı yalnız değildir. Hiçbir evladı sahipsiz değildir. Hasta mı var, müdahale ediliyor mu? Bu devlete bu millete hizmet eden, dirseğini çürüten, gözlük numaralarını büyüten, elleri nasırlı ama büyük bir haksızlığa uğramış bütün emeklilere bir alkış alayım. Şimdi bu ülkenin hiçbir evladı yalnız değil. Hiçbir evladı sahipsiz değil. Çanakkale'de siperden sipere koşan da bu millettir. Afyon'dan İzmir'e zafere yürüyen de bu millettir. 6 Şubat'ta enkaz başında günlerce sabahlayan, yardıma koşan da bu millettir. Soma'da, Kartalkaya'da hep birlikte yüreği yanan da bu millettir. Bugün de bizi ayakta tutacak şey; bu birlik, beraberlik ve dayanışma ruhudur. Aynı ilde, aynı bölgede yaşamak evet, ama aynı bayrağın altında yaşamak ve kardeşliği büyütmek. Türk'üyle Kürt'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle bu ülkede kimlik, köken, inanç ne olursa olsun bir yumruk gibi bir arada durmak, birbirine sahip çıkmak, ülkenin yarınlarına sahip çıkmak, işte o bizim işimizdir. Biz bunu başaracağız hep beraber. "MÜCADELENİN PARÇASI OLARAK KURTULACAĞIZ"
Milletimizin en ağır günlerinde, kendi özünü herkese gösterme özelliği vardır. Dara düşeni kaldıran, yarayı saran, sendeleyenin koluna giren ve kimseyi geride bırakmayan… Bu anlayışla o günden bugüne bir yıldır hem arkadaşlarımıza hem de bu meydanları dolduran emeklimize, işçimize, çiftçimize, balıkçımıza, arıcımıza, orman köylümüze, bu meydanda geleceğinden endişe ettiğimiz gençlerimize, yarınlarını yurtdışında aramak için düşünürken bir seçim daha kalmaya karar vermiş hepsine şunu söylüyoruz: Bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor. Artık bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Çünkü vatan evlatları artık meselenin farkına varmıştır. Evde oturarak, oradan şikayet ederek, sosyal medyada durarak değil; çıkıp meydana inerek, kol kola girerek, yan yana durarak, çağrıldığı yere giderek, nerede ihtiyaç varsa orayı doldurarak, nerede ses yükselecekse o sese ses olarak, nerede durulup, nerede direnilecekse o mücadelenin parçası olarak hep birlikte kurtulacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Harikasınız. Dron Çanakkale'den öyle bir şemsiye çekti ki yarın bütün sosyal medyada siz varsınız. Yağmur üzüyor. Yağmur korkutuyor. Her seferinde diyorum ki 'Yağmasa iyi, yağarsa daha iyi. Sıcak olsa iyi, çok sıcak olsa daha iyi. Soğuk olsa iyi, çok daha soğuk olsa daha iyi.' Çünkü bu meydan yağmurdan kaçmayan, havada üşüyünce dağılmayan, sıcakta bayılmadan meydandan ayrılmayan inançlı 10 binlerin, 100 binlerin meydanıdır. Millet bu iradeyi, bu inancı, bu mücadeleyi gördüğü için teslim olmamaktadır. Anketlerde davaların siyasi olduğuna inanç yüzde 60'tır. Darbeye kalkışanlar milleti inandıramamış, bu meydanları dağıtamamış, yağmurdan, selden, doludan, soğuktan yılmayan, mücadele için meydanları dolduranlar 100 yıl sonra bir kez daha kurtuluşun umudu olmuşlardır.
"ÇANAKKALE'NİN PARTİMİZ İÇİNDE AYRI BİR YERİ VAR"
Değerli Çanakkaleliler, Çanakkale'nin şüphesiz partimiz içinde ayrı bir yeri var. Çok partili dönemde bir dönem hariç Çanakkale Belediyesi hep sosyal demokratlar tarafından yönetildi. Son dönemlerde 1989'dan bu yana İsmail Özay Başkanımız, Ülgür Gökhan Başkanımız görev yaptılar. Bu dönemde bir milletvekilimizi, genel başkan yardımcımızı, Muharrem Erkek kardeşimizi size emanet ettik. Size teşekkür ediyoruz. Ayrıca bugün bu meydana emek veren, herkesi ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü Levent Gürbüz Başkanımın şahsında kutluyorum. Kendisine bütün ilçe başkan ve yöneticilerine, CHP örgütüne yürekten teşekkür ediyorum. Milletvekilimiz İsmet Güneşhan'a, yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz Özgür Ceylan kardeşime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Tabii ki Muharrem Erkek sizin görevlendirmenizle göreve geldi. İkinci yılını dolduruyor. Bu yağmur altında yapılanları anlatarak, çok sözü uzatmayacağım ancak 46 ton asfaltın, 40 bin metrekare parke taşının, önemli ve rekor hizmetlerin yapıldığını, 27 kilometre su hattı döşendiğini, 6 yeni parkı, etüt, taziye ve bisiklet evini, Can Dostlar Bakım Merkezini büyük bir memnuniyetle takip ettik. Kent lokantasıyla tüm Türkiye'de olduğu gibi burada da gurur duyuyoruz. 33 milyon lira sosyal desteği, 7 milyon lira öğrencilere desteği, toplam 45 milyon liralık sosyal desteği bu dönemde çok kıymetli, çok önemli görüyoruz. Altın Yıllar Yaşam Merkezi için, sağlıklı yaşam merkezi için belediye başkanımıza, Meclis üyelerimize ve tüm belediye emekçilerine yürekten teşekkür ediyorum. Tabii Çanakkale Merkezdeyiz ancak Bozcaada, Gökçeada ve Eceabat Başkanlarımızla, Ayvacık, Bayramiç, Çan ve Biga Belediye başkanlarımızla gurur duyuyoruz. Hepsine yürekten bir alkış gönderiyoruz. "ÇANAKKALE'DEN KEPÇEYLE ALIP, ÇAY KAŞIĞI İLE VERİYORLAR"
Değerli Çanakkaleliler, bu otobüsün üstünde görev verdikleriniz ve görev verdiklerimiz, yüzünü Çanakkale'ye dönmüş size bakıyor. Bir de Çanakkale'de seçim zamanı oyları alıp, daha sonra Çanakkale'ye sırtını dönenler var. Bugün Çanakkale'ye gelirken öyle bir bakayım dedim. Çanakkale ne vermiş, bu millet Çanakkale'ye bu kadar değer verirken, bu hükümet Çanakkale'ye ne vermiş diye. Allah var ya stratejik bir yer, doğası güzel, zorlukları var. Beklersin ki aldığı vergiden çok daha fazlası verilsin. Biz Manisa'da büyük sanayi siteleri, organize sanayi bölgeleri, güçlü firmalar, tarım ve pek çok alanda çok vergi verebiliriz. Bu vergilerin bir kısmı Çanakkale'ye gelse 'Helali hoş olsun. Çanakkale'ye her şey layıktır' deriz. Konya'sı, Kayseri'si, Bursa'sı, Denizli'si, Gaziantep'i verdiği vergiden Çanakkale'ye daha çok hizmet gelse kimsenin aklına bu kadar bir şey gelmez. Baktım ne göreyim. Çanakkale 31,5 milyar lira vergi vermiş. Karşılığında 7,5 milyar lira hizmet almış. Çanakkale bir verse, dört alsa hakkıdır. Bu hükümet döneminde dört veriyor, bir alıyor. Çanakkale'den kepçeyle alıyorlar, Çanakkale'ye çay kaşığı ile veriyorlar. Ben buradan partinin şimdiki genel başkanı olarak hepiniz adına bu onura ermiş bir evladınız. İki emekli öğretmenin çocuğu, bir bahçıvanın torunu Özgür Özel olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gözlerinin içine baka baka söylüyorum ki; 'Çanakkale'ye yapılan bu haksızlığı sona senin partin erdirecek. Senin kurduğun parti erdirecek.' Çanakkale'den dört alıp, bir verenler Çanakkale'ye en büyük haksızlığı edenlerdir. Bunu önce söyleyeyim.
"BU KÖPRÜYÜ BİZ YAPSAYDIK ŞİMDİ BEDAVA GEÇİYORDUNUZ"
İkincisi; partimizin programında evvel ezel yazar, birileri yalan yanlış 'CHP köprüye karşı.' Köprüyü ilk öneren, ilk savunan parti programına yazanız. Aması var. Bu yöntemle değil. Bu Özgür Ceylan'ın dilinde tüy bitti. 'Efendim bu köprüye verilen parayla üç köprü yapılır. Böyle geçiş garantisi olmaz. Böyle finans kaynağı olmaz. Koskoca devletin Çanakkale'ye bir köprü yapacak gücü yok mu?' diye. Bakın Çanakkaleliler bu köprüyü rahmetli Özal yapsaydı, şimdi 59 liraya geçiyordunuz. Bu köprüyü biz yapsaydık bedavaya geçiyordunuz. Bu iktidar yaptı, 995 lira. Deli dumrul köprüsü gibi para. O yüzden ayrıca bu köprüden her geçişten 995 lira alan anlayışa şunu söylüyoruz. Biz bu kente borçluyuz. Biz bu topraklara borçluyuz. CHP iktidarında Çanakkale Köprüsü, Çanakkaleliler'e bedava olacak. Turistik için, transit için gelen, başka şey için geçen makul bir ücret öder. Ama bu kenti bekleyenler, bu ülkeyi bekleyenler, Atatürk'ün emanetine sahip çıkanlar bu köprüye para ödemeyecekler.
"55 YILLIK BARAJIN PARASINI BELEDİYEDEN KESİYORSUN"
Ayrıca öyle bir hikaye ki Allah gani gani rahmet eylesin, Aziz Nesin yazmaz bu hikayeyi. Hikayenin adı; Atikhisar Barajı. Atikhisar Barajı'nı biliyor musunuz? Atikhisar Barajı bu milletin vergileriyle, 1968 ile 1975 yılları arası yapıldı ve hizmete girdi. Bu baraja Barajlar Kralı rahmetli Demirel'in emeği var, Kıbrıs Fatihi rahmetli Ecevit'in emeği var. Bu baraj o günden bugüne kullanılıyor ya. Tayyip Erdoğan 'Belediyeleri silkeleyin' dedi ya. Belediyenin İller Bankası'ndan aldığı paradan bu barajın, 55 yıl önce yapılmış barajın parasını kesmeye başladılar. Rahmetli Ecevit, rahmetli Demirel yapmış, hizmete sunmuş, 55 yıl durmuş, bu faydasız gelmiş ve parayı sizden kesiyor. Yazıklar olsun ve duyan duymayan kalmasın. 55 yıllık borç mu olur? Bu topraklara borçluyuz biz. Dört vergi toplayıp bir yolluyorsun. 55 yıllık barajın parasını belediyeden kesiyorsun. Belediyeden kesiyorsun da bu kimden kesiliyor? Bu belediyenin… Yoksula yardım yapıyor ya. Kesmese üç kat yoksula yapar. Emekliye bir iş yapıyorsa üç katını yapar. Emekçiye bir şey yapacaksa beş katını yapar. Hizmetin alasını yapar. Buradan Çanakkale'deki AK Partili, MHP'li, geçmişte Doğru Yol Partili, Adalet Partili, Saadet Partili, Yeniden Refah Partili tüm Çanakkalelilere söylüyorum; bu soyguna, bu haksızlığa, bu hazımsızlığa itiraz edin, Çanakkale'nin hakkını bunlara yedirmeyin." "EMEKLİYE DÜŞMANLIK YAPAN İKTİDARDIR"
Açlık sınırının 32 bin lira, yoksulluk sınırının 105 bin lira olduğunu anımsatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Emekliler bir el kaldırsın da göreyim. En düşük emekli maaşı, 20 bin lira alanlar? Yüzde 60 - 70'i 20 bin lira alıyor. Bu ülkede, bakın olmaz bir şey demiyorum. Biz diyoruz ki parti programında, 'Emekli maaşı ilk dönemimizde doğrudan bir asgari ücrete çıkarılacak. Sonra bir sonraki dönemde 1,5 asgari ücrete çıkarılacak.' Bu olmaz bir şey gibi söylüyorlar. Bakın emekliler biliyor. Unutanlar kontrol etsin. 3 Kasım 2002 tarihinde bu iktidar gelmeden bir önceki ay yani Ekim 2002'de alınan en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bu iktidar gelip bu emeklilerle hiç uğraşmasa, maaş bağlama oranlarını değiştirmese, 5510'da numaralar yapmasa, her sene TÜİK'e enflasyona olduğundan düşük göstertmese, verirken dahi çeşitli numaralar çekmese, size hiç ellemese bugün beğenmediğimiz asgari ücret 28 bin lira ya en düşük emekli maaşı 1,5 katı yani 42 bin lira olacaktı. Bu iktidar doğrudan emekliye düşmanlık yapan bir iktidardır. Bu iktidar gelmeden hemen önce emekli maaşı 8 çeyrek altın satın alıyordu. Bugün maaşın geldiği nokta ortadadır. Bu iktidar gelmeden önce en düşük emekli maaşı alanlar istisnaydı. Ortalama en düşük emekli maaşının yüzde 50, 60 üstündeydi. Bugün meydanın yüzde 60, 70'i emekli. Onların da yüzde 60, 70'i, 20 bin lira alıyor. Bugün ortalama emekli maaşı da 23 bin lira yani büyük bir sefalet maaşı. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarından bir; emekli maaşı önce biraz asgari ücret, sonra 1,5 asgari ücret olacak. İki; asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacak. Ben bu meydana Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı ve iktidar partisinin Genel Başkanı olarak gelip bu otobüsün üzerine çıktığımda bu meydanda en düşük işçi maaşı 39 bin lira, en düşük emekli maaşı 39 bin lira olacak. "ÇİFTÇİYE VERDİKLERİNİN 320 KATINI FAİZE VERİYORLAR"
Ayrıca yanarım, yanarım; çiftçilere yanarım. Bu sene yılın ilk iki ayında, ocak, şubatta çiftçilere kaç para ödendi? Kaç para ayrıldı tarımı desteklemeye? 2 milyar lira. Faize kaç para ödendi iki ayda? 640 milyar lira. Bütün çiftçilere verdiğinin 320 katını faize veren bir iktidarla karşı karşıyayız. O faiz bu iktidarın iktidarını sürdürmek için, tepemizden inmemek için, emeği sömürmek ve sizleri süründürmek için yabancı lobilere ödediği diyet borcudur; kötü yönetimin sonucudur. Kötü yönetildiği için ülkenin risk priminin yüksek olmasının o yüzden yüksek maliyetle borçlanmanın sonucudur. Bir ülkede hukuk yoksa, hukukun üstünlüğü yoksa o ülke çok pahalıya borçlanır. O ülkeye millet para değil, selam vermeye bile korkar. Onun için faize ödenen para kötü yönetimin sonucudur. Bu meydanın cebinden alınıp İngiliz bankerlere ödenen paradır. Bu düzeni, AK Parti'nin kara düzenini alaşağı etmeye, kara düzeni bitirmeye ve hakça, adil, halkın düzenini getirmeye var mısınız? İşte mesele bundan ibarettir. 39 bin lira iyi mi? Yetmez. "ESASEN BARIŞIN KENTİNDEYİZ, BARIŞIN ARKASINDAYIZ"
Değerli Çanakkaleliler, Çanakkale büyük bir savaşın kentidir ama esasen barışın kentidir. Çünkü mavi gözlü dev adam, Çanakkale'de devleşen adam demiştir ki 'Savaş kaçınılmaz olmadıkça cinayettir. Son çare savaştır.' O yüzden biz barışın arkasındayız, barışın kentindeyiz. İran kadınlara yaptıklarıyla, antidemokratik uygulamalarıyla bizim benimsediğimiz bir rejim değildir. Ancak İran'ın demokratik bir cumhuriyet olması için kararı İran halkı verecektir. Mücadeleyi İran halkı verecektir. Demokratik bir rejime İran halkı kuracaktır. Ellerinde 71 bin Filistinlinin kanı olan Netanyahu ile onu savaş kahramanı ilan eden Trump'ın füzeleriyle İran'a yapılan müdahaleyi lanetliyoruz. Emperyalist işgalcilere karşı mücadelenin topraklarından bir kez daha haykırıyorum ki kahrolsun Trump'ın emperyalist emelleri, kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Bu sırada İran'da Trump'ın yaptıklarına susan, Trump çağırınca… Ne diyor Trump? 'Gazze'yi gördüm, çok güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Onları etraftaki beş ülkeye süpüreceğim' diyor utanmadan. 'Oraya oteller, casinolar dikeceğim. Sahillere turist getireceğim. Önünde hidrokarbonlar var, onları istiyorum' diyor. Bunun çizimini bile yapmış. Sonra adına 'barış masası' dediği bir masa kurdu ve dünyadaki devletleri davet etti. Aklı başındaki hiçbir lider oraya gitmedi. Dostum, kardeşim Pedro Sanchez 'Filistin Filistinliler'indir' dedi. Sosyalist Enternasyonal, ki ben ikinci Başkanıyım, 80 ülkede 89 parti ile Filistin'e sahip çıktı. Ancak davet edildiği o masaya maalesef Recep Tayyip Erdoğan katılmayı kabul etti. Biz dedik ki 'Nasıl olur?' Dedik ki 'Filistin'in olmadığı, Filistin'in pay edileceği, işgal edileceği masada ne işin var?' Dedi ki 'Filistin yok ama İsrail de yok.' Toplantıya üç gün kala Netanyahu gitti Trump'a siftindi. Zaten planı öyle kurmuşlar, İsrail'i de dahil ettiler. Bizimkiler de utanmadan, sıkılmadan Hakan Fidan'ı yolladı. Filistin'i işgal masasında İsrail'le bir Trump'ın yanına oturdular. Buradan bir kez daha uyarıyorum. O masadan kalkın. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit'in, Yaser Arafat'a destek verdiği noktadayız. Filistin'in arkasındayız. Biz Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin mücadelesinin yanındayız. Bugün rahmetli Erbakan'ın oğlu da dava arkadaşlarının partisi de daha önce AK Parti'de siyaset yapıp ayrılmış, parti kurmuş Genel Başkanların partileri de… Bugün bu iktidarın kendisi dışında hiç kimse Filistin'i Türkiye'de yalnız bırakmamaktadır. Filistin meselesi, CHP için bir onur meselesi, bu millet için milli bir meseledir. Buradan Erdoğan'a bir kez daha sesleniyorum. Filistin işgal masasından kalkın, İran'a yapılanlara sessiz kalmayın.
"'BU MEMLEKET BİZİM'..."
Bugüne kadar gittiğin her yerde Ekrem Başkan'ın kollarını sıvayan ve bu güzel 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' pankartını hep gördüm, bu irade için Çanakkale'ye de teşekkür ediyorum. Kardeşlerim Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay'ı; doğduğum ilçenin Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanımızı kaybettik. O dönem vekillerimiz, belediye başkanlarımız Manisa'ya geldiler, cenazeye katıldılar, hastane bahçelerinde nöbet tuttular. Çanakkale'nin dualarını getirdiler. Hepinize teşekkür ediyorum. Bugüne kadar bu basın otobüsünün üstünden gazeteciler çok görev yaptı, hepsini çok seviyoruz. Ama üstüne böyle güzel 'Bu memleket bizim' yazıldığı ilk oluyor. Kim akıl ettiyse yapanların eline, emeğine sağlık. Kim yaptı? Değerli belediye başkanımızın eşi 'Kadın arkadaşlarla birlikte biz yaptık' diyor. Çanakkaleli bütün kadınlara bir yürekten alkış. Kadınlar alkışlamasın, hep siz çalışıyorsunuz. Bu sefer sadece erkekler alkışlayacak ama öyle bir ses çıkacak ki duyacağım. Çanakkaleli kadınları, bu milletin kadınlarını, Türk kadınlarını alkışlayın bakalım. İşte, Çanakkale. Vallahi her yere giderken umutla, yüzüm gülerek, kalbim heyecanla çarparak gidiyorum. Ama bu Çanakkale'ye gelirken koşarak geliyorum. Değerli Çanakkaleliler hava müsaade etti, burada emeği ve duaları olan herkese çok teşekkür ediyorum. Hep dua ettiniz. Yağmur da dağıtmadı, gönlümüze göre hava da açtı. İnşallah hava açacak, beyaz bulutlar arkasından mavi gökyüzü çıkacak. Güneş açacak, gül güzel günler göreceğiz, güneşli günler göreceğiz.
"MAZOTTA VE BENZİNDE KDV YÜZDE 1'E İNMELİ" Biz Türkiye'nin birinci partisi olarak bu İran Savaşı'nda yaşananlar yaklaşırken uyardı. Savaş çıktığı gün 'Hürmüz Boğazı' dedik. 13 saat sonra ancak Türk gemilerini uyardılar. O gün 'Petrol fiyatları 120 doları bulabilir' dedi Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile MYK'da Türkiye'nin alanında en iyi toplam 11 ekonomisti var ve onlar muhteşem bir çalışma yaptılar. Dediler ki 'Aman ha aman. Petrol fiyatı 60, 70, 80, 100, 120 dolar olur. Türkiye'deki sistemle mazot bir anda 100 lirayı bulur. Mazot artınca iğneden ipliğe her şeyin fiyatı artar. Petrol fiyatları düşer ama asla o fiyatlar geri gelmez. Yeni bir enflasyon şoku olur. Hatırlayın, pompaların önünde kuyruklar oluştu o gece. Zammı uygulayacaklardı. Raporu yayınladık, ilan ettik, ısrar ettik, uyardık. Son gece zammı yapmaktan vazgeçtiler. Diğer gün önerimizi dinleyip eşel mobil sistemine geçtiler. 'Ham petrole gelen zam pompaya yansımasın, ÖTV'den karşılansın' dedik. 4 liranın üçünü ÖTV'den karşıladılar, birini pompaya yansıttılar. Eşel mobille gelen ham petrole gelen zammın 4'te 3'ü ÖTV'den karşılandı, biri pompaya yansıdı. Yine de fiyatlar buralara geldi. Şimdi her gün bir düşüyor, bir çıkıyor. Savaş bitmedikçe bu tehlike büyük. Bu fiyatlar yüksek ama ÖTV kısmı tükendi. Bundan sonra yüzde 20 KDV var. Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Mazot ve benzinin KDV'sini yüzde 1'e düşürün. Hem millete bir nefes aldırın hem de kalıcı enflasyon şokunu önleyin. Biz sonuçta ana muhalefet partisiyiz. Ama biz enflasyondan beslenmiyoruz. Biz bu milletin yoksulluğundan beslenmiyoruz. Biz bu milletin mücadelesine güvenip, vicdanına sığınıyoruz. Bu ülkede pahalılık olursa hükümet zora girer diye düşünmek yerine; enflasyon artmasın, pahalılık olmasın, millet zor durumda daha da beter olmasın istiyoruz. Onun için KDV'nin savaş bitene kadar yüzde 1'e indirilmesini ve zamların pompaya yansıtılmamasını, iğneden ipliğe her şeyin zamlanmamasını öneriyoruz. 'Mazot ve gübre desteklerini ödeyin' dedik, nihayet dün ödendi. Ama yetmez. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Çiftçilerin kullanmış oldukları kredilerin faizlerini silin, ana parayı taksitlendirin. Bunu yapmak Türkiye'nin yarınlarına ışık tutmaktır, güvence olmaktır. Çiftçiyi korumak ülkeyi korumaktır, milleti korumaktır.
"BURAYA MI DÜŞTÜLER, BUNU FETÖ'CÜLER YAPMADI MI?"
Partiniz iktidarda kalsın diye bir yıldır yapılanlar burada. En son buraya kadar düştüler. Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimleri kazanması için bu yandaş basının bu görüntüleri servis etmesine umut bağlamışlar. Bir yerden yönetiyorlar. Devletin polisinden, polisin kamerasından, namuslu ve şerefli Türk polisinin polis kamerasından paparazzi kamerası çıkaranlara lanet olsun. Yazıklar olsun. Böyle mi tutunacaksınız iktidara? Bu mu? Hatırlayın FETÖ'cüler yapmadı mı bunu? Ne oldu sonları? FETÖ'cülerin getirdiği görüntüye, gözlük takıp bakıp da 'Servis edin' diyene söylüyorum. Böyle mi kalacaksın iktidarda, bu mu kurtaracak seni, bu utanmazlık mı kurtaracak seni? O yüzden bugün basılan o tüm paçavraların… Basanlar utanmaz, bastırlar utanmaz. Ama ben milletimden utandım o görüntüler adına. Ben özür diliyorum milletimden bu rezillikler olduğu için ve maalesef bu kadar kirli bir savaşta bunlara bu rezilliği yapacak bir alan açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim. Bunu da Çanakkale'den milletime söyleyeyim. Şimdi sanıyorlar ki 'Cumhuriyet Halk Partisi'ni normal yenemedik, yargı ile yeneriz. İftirayla yeneriz. Hakaretle yeneriz. Şantajla yeneriz. Baskıyla yeneriz.' O yöntemlerle siyasi partiler yenilebilir belki. O yöntemlerle bazı yapıların bileği bükülebilir belki. Ama Cumhuriyet Halk Partisi dediğin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür, Çanakkale Zaferi'dir, Çanakkale direnişidir, geçilmeyen Çanakkale'dir. Onun için tüm güçlüklere ve tüm zorluklara, tüm yaşanacak zorluklara rağmen dimdik ayakta durmaya hazır mıyız? Mücadeleye hazır mıyız? Birlikte yürümeye, birlikte kazanmaya hazır mıyız? Söz mü? İktidara yürüyoruz, beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin. Yürüyelim arkadaşlar; 100'üncü kez yürüyelim, 1000'inci kez yürüyelim, yürüyelim arkadaşlar."